Meme Kanseri Hastaları Dikkat: Egzersiz Yaşam Süresini Uzatabilir

Meme kanseri tedavisi uzun yıllardır cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedaviler etrafında şekillenmektedir. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, tedavi başarısının yalnızca bu yöntemlerle sınırlı olmadığını, yaşam tarzı faktörlerinin de en az tedavi kadar önemli olabileceğini göstermektedir. Özellikle fiziksel aktivite, yani egzersiz, artık sadece genel sağlık için önerilen bir alışkanlık değil; doğrudan sağkalımı etkileyebilen bir müdahale olarak karşımıza çıkmaktadır.

JAMA Network Open’da yayınlanan güncel ve dikkat çekici bir çalışmada, meme kanseri tanısı almış 2107 hasta yaklaşık 10 yıl boyunca takip edilmiştir. Bu uzun süreli izlem sonucunda elde edilen veriler, egzersizin yaşam süresi üzerindeki etkisini oldukça net bir şekilde ortaya koymaktadır. Egzersiz yapmayan hastalarda 10 yıllık ölüm riski %21.2 olarak saptanırken, düzenli egzersiz yapan hastalarda bu oran %18.1’e düşmektedir. Bu fark, yalnızca yaşam tarzı değişikliği ile elde edilen %3.1’lik anlamlı bir risk azalımına işaret etmektedir.

Daha da dikkat çekici olan ise, meme kanserine bağlı ölümler üzerindeki etkidir. Egzersiz yapmayan hastalarda meme kanserine bağlı ölüm oranı %10.0 iken, düzenli fiziksel aktivite yapan hastalarda bu oran %7.6 olarak bulunmuştur. Bu da kanser kaynaklı ölüm riskinde %2.4 oranında azalma anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle, egzersiz sadece genel sağlığı değil, doğrudan kanserin gidişatını da olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Peki bu etkiyi sağlamak için ne kadar egzersiz yapmak gerekiyor? Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, aslında oldukça ulaşılabilir düzeyde bir fiziksel aktivitenin bile yeterli olabileceğini göstermesidir. Haftada yaklaşık 120 dakika orta tempolu yürüyüş ya da 60 dakika daha yoğun egzersiz yapan hastalarda en düşük ölüm oranları gözlenmiştir. Üstelik bu fayda yalnızca yüksek düzey egzersizle sınırlı değildir. Haftalık fiziksel aktivitede küçük artışlar, örneğin 30–60 dakikalık ek hareket bile, ölüm riskinde %1–2 oranında azalma sağlayabilmektedir. Bu da “hiç yapmamaktansa az yapmak bile faydalıdır” yaklaşımını güçlü bir şekilde desteklemektedir.

Bu çalışmanın bir diğer önemli yönü ise egzersizin kişiye özel olarak planlanmasıdır. Yani her hastanın yaşı, tedavi süreci, eşlik eden hastalıkları ve genel performans durumu göz önünde bulundurularak egzersiz programı düzenlenmelidir. Bu yaklaşım, egzersizin sürdürülebilirliğini artırmakta ve daha fazla hastanın bu faydadan yararlanabilmesini sağlamaktadır.

Elde edilen tüm bu veriler, modern onkolojide önemli bir bakış açısı değişimini beraberinde getirmektedir. Egzersiz artık yalnızca “önerilen” bir yaşam tarzı değişikliği değil, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Meme kanseri sonrası dönemde fiziksel olarak aktif kalmak, hastaların hem yaşam kalitesini hem de yaşam süresini doğrudan etkileyebilmektedir.

Sonuç olarak unutulmaması gereken en önemli nokta şudur: Tedavi hastanede başlar, ancak yaşamın içinde devam eder. Günlük hayatta atılan her adım, yapılan her yürüyüş, verilen her küçük çaba; uzun vadede büyük farklar yaratabilir. Hareket etmek, gerçekten hayat kurtarabilir.

Prof.Dr.Erdinç Nayır

Kaynak: Jayasekera J, et al. JAMA Network Open. 2026;9(4):e265177. doi:10.1001/jamanetworkopen.2026.5177

İLGİLİ YAZILAR

TUS’da Başarının Yol Haritası

Hayatta attığın her adım sana özel olmalı Sen gülmelisin hayatına Sen tutmalısın yüreğinde geleceğini Hüzün de neymiş , ne işe yarar ki? Ben yapamam diyerek, ne kadar adım...