Kanser denildiğinde aklımıza genellikle sigara, alkol, sağlıksız beslenme, obezite ve genetik faktörler geliyor. Ancak kanser gelişiminde önemli rol oynayan ve çoğu zaman yeterince üzerinde durulmayan bir başka etken daha bulunuyor: Enfeksiyonlar.
The Lancet Oncology dergisinde 2026 yılında yayımlanan ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışma, enfeksiyonların dünya genelindeki kanser yüküne ne kadar büyük katkıda bulunduğunu ortaya koydu.
Araştırmaya göre 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,3 milyon yeni kanser vakası virüs, bakteri ve parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlara atfedildi. Bu sayı, aynı yıl ortaya çıkan tüm yeni kanser vakalarının yaklaşık %12’sine karşılık geliyor.
Başka bir ifadeyle, dünyada tanı konulan her 8 kanserden yaklaşık 1’inin gelişiminde enfeksiyonlar rol oynuyor.
Enfeksiyonlar Nasıl Kansere Neden Oluyor?
Her enfeksiyon kansere neden olmaz. Hatta günlük yaşamda karşılaştığımız enfeksiyonların büyük çoğunluğu kanser gelişimiyle ilişkili değildir. Ancak bazı mikroorganizmalar, vücutta uzun süre kalmaları veya hücrelerin normal işleyişini değiştirmeleri nedeniyle kanser riskini artırabilir.
Bu süreç farklı mekanizmalarla gerçekleşebilir. Bazı virüsler hücrelerin çoğalmasını kontrol eden mekanizmaları etkileyebilirken, bazı bakteriler uzun süreli iltihaplanmaya neden olabilir. Kronik iltihaplanma ve hücresel hasar zaman içerisinde kanser gelişimine katkıda bulunabilir.
Önemli olan nokta, bu enfeksiyonlardan birini geçiren herkesin kanser olmayacağıdır. Enfeksiyonun süresi, kişinin bağışıklık sistemi, çevresel faktörler ve diğer risk etkenleri kanser gelişimini etkileyebilir.
Kansere En Fazla Neden Olan Enfeksiyonlar Hangileri?
Araştırmada kanser gelişimine katkıda bulunan enfeksiyon etkenleri ayrı ayrı değerlendirildi. Sonuçlar, özellikle beş enfeksiyon etkeninin dünya genelindeki kanser yükünde önemli rol oynadığını gösterdi.
Helicobacter pylori (H. pylori): Yaklaşık 760 bin kanser vakası
H. pylori, mideye yerleşebilen ve uzun süreli enfeksiyona neden olabilen bir bakteridir. Dünya genelinde oldukça yaygındır. Çoğu kişide belirgin bir şikâyete neden olmasa da bazı insanlarda kronik gastrit, mide ülseri ve zaman içerisinde mide kanseri gelişimine katkıda bulunabilir.
Ayrıca mideyle ilişkili bazı lenfoma türlerinin gelişiminde de rol oynayabilir. H. pylori enfeksiyonunun uygun antibiyotik tedavisiyle ortadan kaldırılması, özellikle belirli hasta gruplarında mide kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.
İnsan papilloma virüsü (HPV): Yaklaşık 750 bin kanser vakası
HPV, özellikle rahim ağzı kanseriyle ilişkisi nedeniyle bilinen bir virüstür. Ancak yalnızca rahim ağzı kanserine neden olmaz. Anal bölge, penis, vajina, vulva ve ağız-yutak bölgesindeki bazı kanserlerin gelişiminde de rol oynayabilir.
HPV enfeksiyonlarının çoğu bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Bununla birlikte yüksek riskli HPV tiplerinin kalıcı enfeksiyon oluşturması, yıllar içerisinde kanser öncüsü değişikliklere ve kansere neden olabilir.
HPV’nin en önemli özelliklerinden biri, aşılama yoluyla enfeksiyonun ve buna bağlı kanserlerin önemli bir bölümünün önlenebilmesidir.
Hepatit B virüsü: Yaklaşık 360 bin kanser vakası
Hepatit B virüsü karaciğeri etkileyen bir enfeksiyon etkenidir. Kronik enfeksiyon gelişen kişilerde uzun süreli karaciğer hasarı, siroz ve karaciğer kanseri riski artabilir.
Hepatit B’ye karşı etkili bir aşının bulunması, bu enfeksiyonu kanserden korunma açısından özellikle önemli hâle getirmektedir. Aşılama programları sayesinde hepatit B enfeksiyonlarının ve gelecekte ortaya çıkabilecek ilişkili karaciğer kanserlerinin azaltılması mümkündür.
Epstein–Barr virüsü (EBV): Yaklaşık 260 bin kanser vakası
Epstein–Barr virüsü toplumda oldukça yaygın görülen bir virüstür. Birçok kişi yaşamının bir döneminde bu virüsle karşılaşır.
EBV, bazı lenfoma türleri, nazofarenks kanseri ve bazı mide kanserleriyle ilişkilidir. Ancak EBV enfeksiyonu geçiren kişilerin çok büyük bölümünde kanser gelişmez. Kanser gelişimi, enfeksiyonun yanı sıra bağışıklık sistemi ve başka faktörlerin de etkili olduğu karmaşık bir süreçtir.
Hepatit C virüsü: Yaklaşık 160 bin kanser vakası
Hepatit C de karaciğeri etkileyen önemli enfeksiyonlardan biridir. Kronik hepatit C enfeksiyonu karaciğerde uzun süreli hasara, siroza ve karaciğer kanserine neden olabilir.
Hepatit C’ye karşı henüz etkili bir aşı bulunmamakla birlikte günümüzde kullanılan antiviral ilaçlarla enfeksiyon hastaların çok büyük bölümünde tedavi edilebilmektedir. Enfeksiyonun ortadan kaldırılması, karaciğer kanseri riskini önemli ölçüde azaltabilir. Bununla birlikte ileri derecede karaciğer hasarı bulunan bazı hastalarda tedavi sonrasında da kanser açısından takip gerekebilir.
Enfeksiyonlara Bağlı Kanserler Dünyada Eşit Dağılmıyor
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de enfeksiyonlara bağlı kanserlerin ülkeler arasında eşit dağılmaması oldu.
2024 yılında enfeksiyonlara atfedilen kanser vakalarının yaklaşık %77’sinin düşük ve orta gelirli ülkelerde görüldüğü hesaplandı.
Bu durum, kanserden korunma olanaklarının dünyanın her bölgesinde aynı olmadığını gösteriyor.
HPV ve hepatit B aşılarına erişim, düzenli tarama programlarının uygulanması, enfeksiyonların erken tanınması ve etkili tedavilere ulaşılması ülkeler arasında önemli farklılıklar gösterebiliyor.
Özellikle rahim ağzı, mide ve karaciğer kanserlerinin önlenmesinde enfeksiyonlarla mücadele büyük önem taşıyor.
Enfeksiyonlara Bağlı Kanserler Önlenebilir mi?
Bu araştırmanın toplum sağlığı açısından en önemli mesajlarından biri, enfeksiyonlara bağlı kanserlerin önemli bir bölümünün önlenebilir olmasıdır.
Örneğin HPV aşısı, HPV’nin neden olduğu kanserlere karşı etkili bir korunma yöntemidir. Hepatit B aşısı ise hepatit B enfeksiyonunu ve buna bağlı gelişebilecek karaciğer kanserlerini önlemede önemli rol oynar.
Rahim ağzı kanseri açısından HPV temelli tarama programları, kanser öncüsü değişikliklerin erken dönemde belirlenmesini sağlayabilir.
H. pylori enfeksiyonunun uygun hastalarda saptanması ve tedavi edilmesi mide kanseri riskini azaltabilir. Hepatit B ve hepatit C enfeksiyonlarının etkili şekilde kontrol altına alınması da karaciğer kanserinden korunmaya katkıda bulunur.
Ancak her bireyin bütün enfeksiyonlar açısından test yaptırması gerektiği düşünülmemelidir. Tarama ve tedavi kararları kişinin yaşı, risk faktörleri, aile öyküsü ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmelidir.
Bu Araştırma Bize Ne Anlatıyor?
Bu çalışma, dünya genelinde 2024 yılına ait kanser verileri ve enfeksiyonlarla ilgili bilimsel kanıtlar kullanılarak gerçekleştirilen kapsamlı bir nüfus analizidir. Araştırmacılar, belirli enfeksiyon etkenlerine atfedilebilecek kanser vakalarının sayısını istatistiksel yöntemlerle hesaplamıştır.
Dolayısıyla açıklanan 2,3 milyon vaka, her hastada enfeksiyonun doğrudan gösterildiği bir sayı değil, toplum düzeyinde hesaplanan tahmini kanser yükünü ifade etmektedir.
Bununla birlikte sonuçlar, kanserle mücadelede enfeksiyonların önlenmesinin ne kadar önemli olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Kanserden korunma yalnızca sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek veya düzenli egzersiz yapmakla sınırlı değildir. Aşılama, uygun tarama programları ve bazı enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesi de kanserden korunmanın temel bileşenleri arasında yer almaktadır.
Sonuç olarak, enfeksiyonlarla mücadele aynı zamanda kanserle mücadeledir. Dünya genelinde her 8 kanserden yaklaşık 1’inin enfeksiyonlara atfedilmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini bir kez daha göstermektedir. Etkili aşılama programlarının yaygınlaştırılması, taramalara erişimin artırılması ve tedavi edilebilir enfeksiyonların zamanında kontrol altına alınması, gelecekte ortaya çıkabilecek çok sayıda kanser vakasının önlenmesine katkıda bulunabilir.
Prof. Dr. Erdinç Nayır
Tıbbi Onkoloji Uzmanı
Kaynak:
Rumgay H, Georges D, Huang Y, ve ark. Global burden of cancer attributable to infections in 2024: a worldwide incidence analysis. The Lancet Oncology. 2026.
