Acı biber, dünyanın birçok bölgesinde günlük beslenmenin önemli bir parçasıdır. İçerdiği kapsaisin maddesi nedeniyle antioksidan ve antiinflamatuvar özelliklere sahip olduğu uzun yıllardır bilinmektedir. Hatta laboratuvar çalışmalarında kapsaisinin bazı kanser hücreleri üzerinde baskılayıcı etkileri gösterilmiştir.
Ancak son yıllarda yapılan bazı epidemiyolojik araştırmalar, özellikle çok yüksek miktarda acı biber tüketiminin bazı sindirim sistemi kanserleri ile ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.
Frontiers in Nutrition dergisinde yayımlanan bir meta-analiz de bu konuya ışık tuttu.
Araştırma nasıl yapıldı?
Araştırmacılar;
- PubMed
- Embase
- Web of Science veritabanlarını taradı.
Toplam
- 14 gözlemsel çalışma
- 11.310 katılımcı
- 5009 gastrointestinal sistem kanseri vakası analize dahil edildi.
Bu çalışma bir meta-analiz olduğu için tek bir araştırmadan değil, daha önce yapılmış çalışmaların birlikte değerlendirilmesinden oluşmaktadır.
En önemli sonuç neydi?
En fazla acı biber tüketen kişilerde;
Sindirim sistemi kanserleri genelinde risk yaklaşık %64 daha yüksekti.
Ancak araştırmanın en dikkat çekici bulgusu; Yemek borusu (özofagus) kanseri oldu.
En yüksek acı biber tüketen grupta;
Yemek borusu kanseri riski yaklaşık 2,7 kat daha yüksek bulundu (OR: 2,71).
Mide ve kalın bağırsak kanseri için durum neydi?
Araştırmacılar;
- mide kanseri
- kolorektal (kalın bağırsak) kanseri
için istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gösteremedi.
Yani bu meta-analiz;
Acı biber tüm sindirim sistemi kanserlerini artırıyor demiyor.
En güçlü ilişki yalnızca yemek borusu kanseri için görüldü.
Acı biber neden risk oluşturabilir?
Kesin mekanizma henüz bilinmiyor.
Araştırmacılar birkaç olası mekanizma üzerinde duruyor:
1. Sürekli tahriş
Kapsaisin yemek borusundaki TRPV1 reseptörlerini uyarır.
Çok sık ve yoğun maruziyet;
- kronik irritasyona
- inflamasyona
- mukozal hasara neden olabilir.
2. Hücre hasarı
Uzun yıllar devam eden tahriş;
DNA hasarını artırabilir.
Bu durum bazı kişilerde kanser gelişimine katkıda bulunabilir.
3. Reflü
Acı yiyecekler bazı kişilerde reflüyü artırabilir.
Kronik reflü ise; özellikle Barrett özofagusu gelişen hastalarda
yemek borusu kanseri için bilinen önemli risk faktörlerinden biridir.
Bu çalışma neyi kanıtlamıyor?
Burası en önemli nokta.
Bu çalışma;
❌ Acı biber kanser yapar demiyor.
Çünkü analizde yer alan çalışmaların tamamı gözlemsel vaka-kontrol çalışmalarıydı. Bu nedenle neden-sonuç ilişkisi kurulamaz. Ayrıca çalışmalar arasında belirgin heterojenite vardı (I² ≈ %90). Sigara, alkol, sıcak içecek tüketimi, beslenme alışkanlıkları ve sosyoekonomik farklılıklar gibi etkenler sonuçları etkilemiş olabilir.
Kimler daha dikkatli olmalı?
Özellikle;
- Barrett özofagusu olanlar
- kronik reflü hastaları
- sigara kullananlar
- yoğun alkol tüketenler
- ailesinde yemek borusu kanseri bulunanlar
çok yüksek miktarda acı biber tüketiminden kaçınabilir.
Acı biber tamamen bırakılmalı mı?
Hayır.
Bugünkü bilimsel veriler;
ölçülü tüketilen acı biberin tamamen bırakılmasını gerektirmiyor.
Ancak; özellikle çok yüksek miktarda, uzun yıllar boyunca, her öğünde acı biber tüketiminin güvenli olduğu da söylenemiyor.
Her zamanki gibi en doğru yaklaşım; ölçülü ve dengeli beslenmedir.
Sonuç
Bu meta-analiz, fazla acı biber tüketimi ile özellikle yemek borusu kanseri arasında bir ilişki olabileceğini göstermektedir.
Ancak bu ilişki;
- neden-sonuç kanıtı değildir.
- Daha güçlü prospektif çalışmalarla doğrulanmalıdır.
Dolayısıyla mevcut veriler ışığında; acı biberden tamamen kaçınmak yerine aşırı tüketimden uzak durmak en akılcı yaklaşımdır.
Prof.Dr.Erdinç Nayır
Kaynak: Chen C, Zhang M, Zheng X, Lang H.Frontiers in Nutrition, 2022, DOI: 10.3389/fnut.2022.935865
