Her meme kitlesi kanser değildir; ancak bazı bulguların kesin tanısı için biyopsi gerekir
Memede ele gelen bir kitle veya mamografide görülen bir değişiklik, doğal olarak kaygıya yol açabilir. Ancak memede saptanan her bulgu kanser anlamına gelmez. Kistler, fibroadenomlar, hormonal değişiklikler ve enfeksiyonlar da benzer bulgular oluşturabilir.
Muayene ve görüntüleme yöntemleri bir lezyonun iyi ya da kötü huylu olma olasılığı hakkında önemli bilgiler verir. Fakat şüpheli bir alanın kanser olup olmadığını kesin olarak gösterebilen yöntem, çoğu zaman biyopsiyle alınan dokunun patolojik olarak incelenmesidir.
Meme biyopsisi nedir?
Meme biyopsisi; memede şüpheli görülen bölgeden iğne veya daha nadiren cerrahi yöntemle hücre ya da doku örneği alınmasıdır. Alınan örnek patolog tarafından mikroskop altında incelenir.
Biyopsi sonucunda:
- Bulguda kanser bulunup bulunmadığı,
- Kanser varsa hangi türde olduğu,
- Tümörün derecesi,
- Östrojen ve progesteron reseptörleri,
- HER2 durumu,
- Gerekirse tedaviyi etkileyebilecek diğer biyolojik özellikler belirlenebilir. Meme kanserinin kesin tanısı biyopsiyle konulur.
Meme biyopsisi hangi durumlarda yapılır?
1. Ele gelen şüpheli bir kitle varsa
Memede veya koltuk altında yeni ortaya çıkan, özellikle sert, düzensiz sınırlı, çevre dokulara yapışık ya da zamanla büyüyen bir kitle ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.
Önce hastanın yaşına ve klinik durumuna göre ultrasonografi ve/veya mamografi yapılır. Görüntüleme sonucunda kitle şüpheli bulunursa biyopsi önerilir.
Ancak ele gelen her kitleye doğrudan biyopsi yapılmaz. Basit kist veya tipik fibroadenom gibi iyi huylu olduğu düşünülen bazı bulgular takip edilebilir.
2. Mamografide şüpheli bir alan saptanırsa
Mamografide aşağıdaki değişiklikler biyopsi gerektirebilir:
- Düzensiz veya yıldız biçimli kitle,
- Şüpheli mikrokalsifikasyonlar,
- Meme dokusunda yapısal bozulma,
- Yeni gelişen asimetri,
- Önceki mamografilerle karşılaştırıldığında büyüyen veya değişen alan.
Özellikle elle hissedilemeyen mikrokalsifikasyonlarda biyopsi, mamografi eşliğinde yapılan stereotaktik biyopsi yöntemiyle gerçekleştirilebilir.
3. Ultrasonografide şüpheli bir oluşum görülürse
Ultrasonografide bir kitlenin şekli, sınırları, yerleşimi ve iç yapısı değerlendirilir. Düzensiz sınırlı, dikey yerleşimli, çevre dokulara uzanım gösteren veya kanlanma özellikleri şüpheli bulunan lezyonlardan biyopsi istenebilir.
Ultrasonografide görülebilen kitlelerde biyopsi genellikle ultrason eşliğinde yapılır. Böylece iğnenin doğru bölgeden örnek alması sağlanır.
4. Meme MR’ında şüpheli bir alan belirlenirse
Bazı lezyonlar yalnızca meme MR’ında görülebilir. Böyle bir alan diğer görüntüleme yöntemleriyle bulunamıyor ve şüpheli kabul ediliyorsa MR eşliğinde biyopsi yapılabilir.
5. Meme başında veya cildinde şüpheli değişiklik varsa
Aşağıdaki durumlar ayrıntılı değerlendirme gerektirir:
- Tek memeden kendiliğinden gelen kanlı akıntı,
- Meme başında iyileşmeyen yara veya kabuklanma,
- Meme başında sonradan gelişen içe çekilme,
- Meme cildinde kalınlaşma veya portakal kabuğu görünümü,
- Meme başı ve çevresinde geçmeyen egzama benzeri değişiklik,
- Açıklanamayan kızarıklık ve şişlik.
Meme başındaki inatçı egzama benzeri değişikliklerde Paget hastalığını dışlamak için cilt biyopsisi gerekebilir.
6. Koltuk altında şüpheli lenf bezi görülürse
Koltuk altında büyümüş, yuvarlaklaşmış, korteksi kalınlaşmış veya normal yapısı bozulmuş bir lenf bezi saptandığında buradan iğne biyopsisi yapılabilir.
Bazen memedeki kitleyle birlikte hem kitleden hem de şüpheli lenf bezinden ayrı ayrı örnek alınması gerekebilir.
7. Daha önce takip edilen bulgu değişirse
Başlangıçta iyi huylu olduğu düşünülen bir lezyonda:
- Boyut artışı,
- Şekil veya sınır değişikliği,
- Yeni şüpheli görüntüleme özellikleri,
- Muayene ile görüntüleme arasında uyumsuzluk ortaya çıkarsa biyopsi gündeme gelebilir.
8. Önceki biyopsi sonucu görüntülemeyle uyumlu değilse
Biyopsinin iyi huylu gelmesi her zaman değerlendirmeyi sonlandırmaz. Radyolojik görüntü çok şüpheli olduğu hâlde patoloji sonucu bunu açıklamıyorsa buna radyoloji-patoloji uyumsuzluğu denir.
Bu durumda biyopsinin tekrarlanması, vakum yardımlı biyopsi veya cerrahi olarak lezyonun çıkarılması gerekebilir.
BI-RADS sonucuna göre biyopsi gerekir mi?
Meme görüntüleme raporlarında sıklıkla BI-RADS sınıflaması kullanılır:
| BI-RADS | Anlamı | Genel yaklaşım |
|---|---|---|
| 0 | Değerlendirme tamamlanmamış | Ek görüntüleme veya eski tetkiklerle karşılaştırma |
| 1 | Normal | Rutin tarama |
| 2 | İyi huylu bulgu | Rutin tarama |
| 3 | Büyük olasılıkla iyi huylu | Genellikle kısa aralıklı görüntüleme takibi |
| 4 | Şüpheli bulgu | Çoğunlukla biyopsi önerilir |
| 5 | Kanser açısından çok yüksek şüphe | Biyopsi gereklidir |
| 6 | Biyopsiyle kanser tanısı konulmuş | Tedavi planlaması yapılır |
BI-RADS 4 kendi içinde 4A, 4B ve 4C olarak ayrılabilir. Bu alt kategoriler şüphe düzeyinin giderek arttığını gösterir. Ancak BI-RADS 4 raporu doğrudan “kanser var” demek değildir; tanının netleştirilmesi için biyopsi önerildiği anlamına gelir.
BI-RADS 3 bulgularda ise kanser olasılığı çok düşüktür ve çoğunlukla biyopsi yerine belirli aralıklarla görüntüleme takibi yapılır. Bununla birlikte hastanın risk durumu, lezyondaki değişim veya klinik-radyolojik uyumsuzluk yaklaşımı değiştirebilir.
En sık hangi biyopsi yöntemi kullanılır?
Kalın iğne biyopsisi – tru-cut/core biyopsi
Şüpheli meme kitlelerinde en sık tercih edilen yöntemdir. Lokal anestezi altında, görüntüleme eşliğinde birkaç küçük doku parçası alınır.
Kalın iğne biyopsisi yalnızca hücreleri değil, dokunun yapısını da gösterdiği için kanserin türünün ve tedaviyi yönlendiren reseptörlerin değerlendirilmesine olanak sağlar.
İnce iğne aspirasyon biyopsisi
İnce bir iğneyle hücre veya sıvı alınır. Özellikle kistlerin ve bazı lenf bezlerinin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Ancak katı meme kitlelerinde çoğu zaman kalın iğne biyopsisi daha fazla bilgi sağlar.
Vakum yardımlı biyopsi
Özellikle küçük mikrokalsifikasyonlar ve belirli görüntüleme bulgularında daha fazla miktarda doku alınmasını sağlar.
Cerrahi biyopsi
Lezyonun tamamının veya bir bölümünün ameliyatla çıkarılmasıdır. Günümüzde ilk seçenek olarak daha az kullanılır. İğne biyopsisinin yetersiz kaldığı, patoloji ile görüntülemenin uyumsuz olduğu veya bazı yüksek riskli lezyonların saptandığı durumlarda tercih edilebilir.
NCI’ye göre biyopsi; ultrasonografi, mamografi veya MR rehberliğinde yapılabilir ve işlem sonrasında bölgenin gelecekte bulunabilmesi için küçük bir işaretleyici klips yerleştirilebilir.
Meme biyopsisi ağrılı mıdır?
İğne biyopsileri genellikle lokal anestezi altında yapılır. Hasta çoğunlukla iğnenin girişinden çok basınç veya kısa süreli rahatsızlık hisseder.
İşlem sonrasında birkaç gün sürebilen:
- Hafif ağrı,
- Morarma,
- Hassasiyet,
- Küçük bir şişlik görülebilir. Ciddi kanama ve enfeksiyon nadirdir.
Biyopsi kanseri yayar mı?
Hayır. Meme biyopsisinin kanseri vücuda yaydığına ilişkin bilimsel bir kanıt yoktur.
Biyopsi, meme kanserinin doğru tanısını koyabilmek ve en uygun tedaviyi belirleyebilmek için standart olarak kullanılan güvenli bir işlemdir. Biyopsinin geciktirilmesi ise gerçekten kanser bulunan kişilerde tanının ve tedavinin gecikmesine neden olabilir.
Biyopsi sonucu iyi huylu çıkarsa ne olur?
İyi huylu bir sonuçtan sonra izlenecek yol, patoloji sonucunun görüntüleme bulgusuyla uyumuna bağlıdır.
- Sonuç görüntülemeyi açıklıyorsa rutin veya kısa aralıklı takip yapılabilir.
- Yüksek riskli bir lezyon saptanmışsa daha yakın takip ya da cerrahi çıkarım önerilebilir.
- Sonuç şüpheli görüntüyü açıklamıyorsa yeniden biyopsi gerekebilir.
Bu nedenle biyopsi sonucu yalnızca rapordaki “iyi huylu” ifadesine bakılarak değil; muayene, görüntüleme ve patoloji birlikte değerlendirilerek yorumlanmalıdır.
Önemli mesaj
Her meme kitlesi biyopsi gerektirmez ve biyopsi önerilen her bulgu kanser değildir. Ancak BI-RADS 4–5 gibi şüpheli görüntüleme bulgularında kesin tanıyı geciktirmemek gerekir.
Yeni gelişen bir meme kitlesi, kanlı meme başı akıntısı, meme başında çekilme veya meme cildinde değişiklik fark edildiğinde yaşa bakılmaksızın bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Prof.Dr.Erdinç Nayır
