En iyi tıp sistemi nasıl çalışıyor

Fatih Altaylı’nın yazısı…

PROFESÖR Murat Tuzcu ile öğle yemeğinde buluştuk dün.
Herhalde kim olduğunu biliyorsunuzdur. 1992’den bu yana dünyanın en önemli sağlık kuruluşlarından Cleveland Clinic’te kardiyoloji bölümünde yönetici olarak görev yapıyor. Dünya çapında bir kalp uzmanı. Bayağı eğlenceli bir buluşma oldu. Güldük, konuştuk. Bir kongre için birkaç günlüğüne Türkiye’ye gelmiş. Prensip olarak Türkiye’de hasta bakmıyor. Yok yok, ukalalıktan değil.

“Birkaç günlüğüne geldiğim Türkiye’de hasta bakmayı etik olarak doğru bulmuyorum. Çünkü detaylı incelemeler yapmam, hastayı takip etmem mümkün değil. Üstünkörü bir iş olur bakarsam. Bu da hastaya haksızlık. Benim için de ayıp” diyor. “Ama tabii bundan kaçmak da mümkün değil” diyor gülerek. “Annem mutlaka birkaç kişiye baktırıyor” diye ekliyor. Bu kez de annesinin oturduğu evin karşısındaki parktaki temizlik görevlisini muayene etmiş.

Merak etmeyin, Murat Tuzcu’nun sağlıklı yaşam önerilerini falan yazmayacağım. Bu tip öneriler bende stres yapıyor. Büyük ihtimalle sizde de yapıyordur. Murat Hocam’dan nakledeceklerim farklı.

ÜÇ TİP DOKTOR VAR
Murat Tuzcu’ya, bizim yeni tam gün uygulamasından hareketle Cleveland Clinic’teki uygulamayı sordum.

Öğrendiklerim çok ilginçti. Cleveland’ın kardiyoloji bölümündeki doktorları üçe ayırdı Murat Tuzcu.

“Toplam 160 doktor var. Bunların 60 kadarı sadece ve sadece hasta bakarlar. Başka hiçbir şey yapmazlar. Bütün hayatları hastalarla geçer. Geri kalan doktorlar da ikiye ayrılır. Bunların bir bölümü zamanlarının önemli bir kısmını araştırmaya ayırırlar. Hasta da bakarlar ama daha çok araştırma yaparlar. Birkaç hastaya bakmakla yetinirler. Sonrasında araştırır ve makale hazırlarlar. Bu makaleler dünyanın en saygın tıp yayınlarında yer alır. Yeni uygulamalara geçilmesinde öncülük eder. Bunların geliştirdiği teknikler hastanede hemen uygulamaya koyulur. Bunlar da 50-60 kişi kadardır.” “Geri kalanlar ne yapar” diye sordum. “Boş boş otururlar mı?” Boş boş oturmazlarmış.

“Geri kalanlar da kendilerini öğrencilere adamışlardır. Bütün zamanlarını eğitime harcarlar. Gelen öğrencileri yetiştirirler. Bütün işleri güçleri öğrencilerdir. Onlarla vakit geçirirler. Gerektiğinde diğer iki grupta yer alan profesörlerle öğrenciler arasındaki ilişkileri kurarlar.” Hemen kritik soruyu sordum.
“Daha çok hasta bakmak Cleveland Clinic açısından daha önemli değil mi? Daha çok hasta getiren, daha çok hasta bakan daha fazla mı para kazanır?”

HASTA AYRI, PARA AYRI
Tuzcu‘nun yanıtı şaşırtıcıydı. “Daha çok hasta bakmak, daha çok ameliyat yapmak Cleveland’da daha çok para kazanma gerekçesi değildir. Doktorları bu yönde bir rekabete sokmazlar. Şöyle söyleyeyim: Hemen herkes eşit veya birbirine yakın bir ücret alır. Hasta bakan daha çok, araştırma yapan daha az, öğrenci yetiştiren daha da az para alacak diye bir şey yoktur. Hasta sayısı ile ücret arasında bir korelasyon kurulmamıştır.”
“Niye?
Hasta gelmese para kazanamaz hastane. Herkes araştırma yapacak olsa parayı nereden kazanacaksınız?”

HASTANENİN REPÜTASYONU
“Bu denge kendi içinde kurulmuştur zaten. Hastane yönetimi ya da hastanenin yönetim felsefesi bütün bunları bir bütün olarak görür. Yani hasta bakmak, tedavi, araştırma ve öğrenci yetiştirmek bir tıp kuruluşunun bütünüdür. Bunların biri olmadan olmaz. Herkes hasta bakarsa tıp ilerlemez, herkes araştırma yaparsa öğrenci yetiştirilemez. Bilim yine ilerlemez. Bu yüzden Cleveland’da bu bir bütün olarak görülür. Bunların hepsi hastanenin kimliğine, repütasyonuna katkıda bulunur. En yeni buluşlar, en yeni fikirlerin bizden çıkması, en iyi öğrencilerin bizden yetişmesi ve bunlara bağlı olarak en iyi tedavilerin bizde uygulanması hastaneyi bir bütün olarak ileri taşır. Cleveland’da bu amaçlanır. Sadece hasta bakarak hastane olunmaz. Uzun süreli başarılı olunmaz. Haliyle kalıcı olunmaz, para da kazanılmaz. Bilimsel çalışma, hastaneye değer kazandırır. Bu değerler bütünü hastaneyi başarılı
kılar.”

Murat Tuzcu‘nun anlattığına göre her yıl, başta ABD olmak üzere dünyanın en iyi tıp okullarından mezun 600’ü aşkın kişi eğitim almak üzere Cleveland’a başvuruyormuş. “Harvard gibi ABD’nin en iyi hatta dünyanın en iyi tıp okullarından mezunlar geliyor. Yaptığımız sınav ve mülakatlarla her yıl bunlardan sadece 16’sını alıyoruz” dedi. Açıkça söylemedi ama benim çıkarabildiğim, Cleveland Clinic’in yıllık bütçesi 6 milyar dolar civarında.
Bunları niye yazdım biliyor musunuz! Bir yönüyle desteklediğim tam gün uygulaması, diğer yanıyla Türkiye’de tıp eğitimini bitirmesin diye! Örnek olsun diye.

Kaynak: Habertürk

İLGİLİ YAZILAR

10,259BeğenenlerBeğen
11,061TakipçilerTakip Et
7,376TakipçilerTakip Et

TUS’da Başarının Yol Haritası

Hayatta attığın her adım sana özel olmalı Sen gülmelisin hayatına Sen tutmalısın yüreğinde geleceğini Hüzün de neymiş , ne işe yarar ki? Ben yapamam diyerek, ne kadar adım...