Kahve gerçekten kanser riskini azaltabilir mi?
Kahve, dünyanın en çok tüketilen içeceklerinden biridir. Sabah güne enerjik başlamak, çalışma performansını artırmak ya da sosyal bir molanın keyfini çıkarmak için milyonlarca insan her gün kahve tüketmektedir. Peki yıllardır zaman zaman gündeme gelen şu soru gerçekten doğru mu?
Kahve içmek kanser riskini azaltabilir mi?
Son yıllarda yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, bu soruya tamamen “evet” demese de oldukça dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaktadır. Özellikle Dünya Kanser Araştırma Fonu (World Cancer Research Fund – WCRF), American Institute for Cancer Research (AICR) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından değerlendirilen bilimsel veriler, düzenli kahve tüketiminin bazı kanser türlerinin daha düşük görülme riski ile ilişkili olabileceğini göstermektedir.
Ancak burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir:
Kahve kanseri önleyen ya da tedavi eden mucize bir besin değildir. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigara kullanmama, ideal kilonun korunması ve düzenli tarama programlarına katılma gibi yaşam tarzı alışkanlıklarının yanında değerlendirildiğinde faydalı olabilecek bir içecektir.
Kahvenin içinde hangi faydalı maddeler bulunuyor?
Kahve yalnızca kafeinden ibaret değildir.
Bir fincan kahvede yüzlerce, hatta binin üzerinde biyolojik olarak aktif bileşik bulunmaktadır.
Bunların başlıcaları;
- Polifenoller
- Klorojenik asit
- Antioksidan bileşikler
- Diterpenler (cafestol ve kahweol)
- Melanoidinler
Bu maddelerin laboratuvar ve insan çalışmalarında çeşitli olumlu etkileri gösterilmiştir.
Araştırmalar bu bileşiklerin;
- Hücreleri oksidatif stresten koruyabileceğini,
- Serbest radikallerin oluşturduğu hasarı azaltabileceğini,
- Kronik inflamasyonu baskılayabileceğini,
- Hasarlı hücrelerin doğal yollarla ortadan kaldırılmasını destekleyebileceğini,
- Karaciğer metabolizmasını olumlu etkileyebileceğini düşündürmektedir.
Bu mekanizmalar nedeniyle bilim insanları kahvenin kanser gelişimini etkileyebilecek biyolojik süreçler üzerinde olumlu etkileri olabileceğini düşünmektedir.
Hangi kanserlerde bilimsel kanıt daha güçlü?
Bugüne kadar yapılan çalışmaların en güçlü sonuç verdiği iki kanser türü bulunmaktadır.
1. Endometrium (Rahim içi) kanseri
Çok sayıda büyük kohort çalışması ve meta-analiz, düzenli kahve tüketen kadınlarda endometrium kanseri riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir.
Bu etkinin özellikle fazla kilolu ve menopoz sonrası kadınlarda daha belirgin olabileceği bildirilmektedir.
2. Karaciğer kanseri
Bilimsel verilerin en güçlü olduğu alanlardan biri de karaciğer kanseridir.
Kahve tüketiminin;
- Karaciğer yağlanmasını azaltabileceği,
- Karaciğerde fibrozis gelişimini yavaşlatabileceği,
- Siroz riskini azaltabileceği,
- Sonuç olarak hepatoselüler karsinom gelişme riskini düşürebileceği gösterilmiştir.
Karaciğer hastalığı bulunan bireylerde düzenli kahve tüketiminin faydalı olabileceğine dair çok sayıda çalışma bulunmaktadır.
Diğer kanserlerde durum nedir?
Bilimsel araştırmalar bazı diğer kanserlerde de olumlu sonuçlar bildirmiştir. Ancak bu kanıtlar henüz kesin değildir.
Bunlar arasında;
- Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri
- Prostat kanseri
- Ağız kanseri
- Farenks kanseri
- Larinks kanseri
- Bazı cilt kanserleri
yer almaktadır.
Araştırmalar risk azalması olabileceğini düşündürse de bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Kahve ne kadar tüketilmeli?
Çalışmaların büyük çoğunluğunda koruyucu etkinin;
günde yaklaşık 2–4 fincan kahve tüketen kişilerde görüldüğü bildirilmektedir.
Bu miktarın üzerine çıkmanın ek fayda sağladığı gösterilememiştir.
Unutulmaması gereken nokta ise kahvenin yanında alınan kafein miktarıdır.
Sağlıklı yetişkinlerde günlük 400 mg’a kadar kafein genellikle güvenli kabul edilmektedir.
Bu miktarın üzerindeki tüketim;
- Çarpıntı
- Uykusuzluk
- Kaygı
- Ellerde titreme
- Kan basıncında yükselme
gibi yan etkilere neden olabilir.
Gebelerde ise önerilen üst sınır günlük yaklaşık 200 mg kafeindir.
Kafeinsiz kahvenin de faydası var mı?
Evet.
İlginç şekilde birçok araştırmada kafeinsiz kahvenin de benzer koruyucu etkiler gösterdiği görülmektedir.
Bu durum, faydanın yalnızca kafeinden değil; kahvede bulunan polifenoller ve diğer antioksidan bileşiklerden de kaynaklandığını düşündürmektedir.
Hazır kahveler aynı etkiyi gösterir mi?
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Bilimsel çalışmaların büyük bölümü;
- Filtre kahve
- Türk kahvesi
- Espresso
- Şekersiz sade kahve
üzerinden yapılmıştır.
Oysa günümüzde yaygın olarak tüketilen;
- Aromalı kahveler
- Şuruplu kahveler
- Kremalı kahveler
- Hazır kahve karışımları
yüksek miktarda şeker, doymuş yağ ve kalori içerebilir.
Bu nedenle kahvenin olası faydasından yararlanmak isteyen kişiler için şekersiz veya az şekerli sade kahve tercih edilmesi daha doğru olacaktır.
Kanser hastaları kahve içebilir mi?
Bu sorunun yanıtı çoğu zaman evettir.
Kemoterapi, hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi gören hastaların büyük kısmı kahve tüketebilir.
Ancak bazı durumlarda dikkatli olunmalıdır.
Örneğin;
- Şiddetli mide bulantısı olanlar
- Reflüsü bulunan hastalar
- Çarpıntı yaşayan kişiler
- Uykusuzluk problemi olanlar
kahve tüketimini azaltabilir veya doktorunun önerisine göre düzenleyebilir.
Genel olarak günde 1–3 fincan şekersiz kahve, çoğu kanser hastası için güvenli kabul edilmektedir.
Kahvenin kullanılan kemoterapi ilaçlarının etkinliğini azalttığına dair güçlü bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Ancak her hastanın tedavi süreci farklı olduğundan, bireysel öneriler için mutlaka tedaviyi planlayan onkoloji ekibine danışılmalıdır.
Kahve tek başına kanseri önler mi?
Hayır.
Bugüne kadar hiçbir çalışma yalnızca kahve içerek kanserin önlenebileceğini göstermemiştir.
Kanserden korunmada en etkili yöntemler hâlâ;
- Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak,
- Fazla kilodan kaçınmak,
- Düzenli egzersiz yapmak,
- Sebze ve meyveden zengin dengeli beslenmek,
- Alkol tüketimini sınırlandırmak,
- Güneşten korunmak,
- Yaşa ve risk grubuna uygun kanser taramalarını yaptırmaktır.
Kahve ise bu sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bir parçası olabilir.
Sonuç
Bilimsel veriler, düzenli ve ölçülü kahve tüketiminin özellikle karaciğer ve endometrium (rahim içi) kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Kolorektal, prostat ve bazı baş-boyun kanserleri için de umut verici sonuçlar olsa da bu alanlarda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Kahvenin olası yararlarından faydalanmak için en doğru yaklaşım; şekersiz veya az şekerli, ölçülü miktarda tüketmek ve bunu sağlıklı bir yaşam tarzıyla desteklemektir.
Kısacası, kahve tek başına kanseri önleyen bir mucize değildir; ancak doğru yaşam alışkanlıklarıyla birlikte tüketildiğinde, bilimsel çalışmaların desteklediği en umut verici beslenme alışkanlıklarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Prof.Dr.Erdinç Nayır
Kaynaklar
- World Cancer Research Fund (WCRF) & American Institute for Cancer Research (AICR). Diet, Nutrition, Physical Activity and Cancer: A Global Perspective (Continuous Update Project).
- International Agency for Research on Cancer (IARC). Coffee, Tea, Mate, Methylxanthines and Methylglyoxal. IARC Monographs, Volume 116.
- Poole R, et al. Coffee consumption and health: umbrella review of meta-analyses of multiple health outcomes. BMJ. 2017;359:j5024.
- Kennedy OJ, et al. Coffee, caffeine and liver disease. Alimentary Pharmacology & Therapeutics. 2017.
- Grosso G, et al. Coffee, caffeine, and health outcomes: an umbrella review. Annual Review of Nutrition. 2023.
