İşte Hekim Hakları….

Hekim  – hasta ilişkisinin tarihi seyri,  paternalistik karakterin ağır bastığı bir yapıda uzun süre devam etmişken, önce hekimin sorumluluklarının, ardından da hasta haklarının tanımlanmasıyla haklar ve borçlar dengesinin temelleri atılmıştır. Ne var ki, bugün “Sağlık Hukuku” denildiğinde öncelikle “Hasta Hakları” ve belki ardından da “Hekim Yükümlülükleri” akla ilk gelen kavramlar iken; “Hekim Hakları”  hem mevzuat hem de uygulama bakımından ihmal edilmektedir.

Hastanın, hekim ile ilişkisinde çoğunlukla pasif, zayıf ve korunmaya muhtaç taraf olarak algılanması, yukarıda bahsettiğimiz tarihi gelişime yön vermiş, fakat bugünlere geldiğimizde hasta – hekim hakları dengesini hekimleri defansif tıbba yöneltecek derecede bozmuştur.

Hekim hakları, halen günümüzde, hasta haklarının ayrıntılı olarak belirlendiği “Hasta Hakları Yönetmeliği”  benzeri bir düzenleme ile tanımlanmamış, koruma altına alınmamıştır. Buna karşılık;  hekim-hasta ilişkisinin hukuki niteliği, sınırlı sayıdaki yasal düzenlemeler ve doktrinde kabul edilen esaslar bizlere aşağıda bazılarından bahsedeceğimiz hekim hakları alanında yol göstermektedir.

Hekimin Çağdaş Tıp İmkanlarından Yararlanma Hakkı

Hem kamu hastanelerinde görev yapan hem de özel hastanelerde çalışan hekimlerin, eğitimini aldıkları bilime ilişkin hizmeti hastalarına en iyi şekilde sunabilmeleri için tıp alanında kabul görmüş en son tekniklerden, teknolojilerden ve malzemelerden yararlanma hakkına sahip olmaları gerekir. Söz konusu çağdaş imkanların hekimlere sağlanması tıbbi hatalar nedeni ile oluşacak zararları da en aza indirecektir. Nitekim; hekimler aleyhine açılan davaların bir bölümünde organizasyon kusurlarının ya da mekanik (ekipman) hatalarının, hastada meydana gelen zararın asıl sorumlusu olduğu tespit edilmektedir.

Hekimin Hastanın Tedavisini Üstlenmeme Hakkı

Tıbbı Deontoloji Nizamnamesi’nin 18. maddesinde “Tabip ve diş tabibi, acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası halleri hariç olmak üzere, mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir” denmekle hekimlere acil durumlar ya da resmi bir görevin yerine getirilmesi halleri dışında kendilerine başvuran hastaların tedavilerini gerek şahsi gerekse mesleki nedenlerle üstlenmeme hakkı tanınmıştır.  Kamu hastanelerinde çalışan hekimler bakımından ise “resmi bir görevin ifası” söz konusu olduğundan, hastanın tedavisini üstlenmeme hakkının kullanılabilmesi söz konusu değildir.

Hekimin Hastasının Tedavisini Yarıda Bırakma Hakkı

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 19.maddesine göre “Hekimler mesleki veya şahsi sebeplerle tedaviyi bitirmeden hastasını bırakabilir”. Aynı maddenin devamında ise hekimin tedaviyi tamamlamadan hastasını bırakmasına ilişkin şartlar düzenlenmiştir; “Ancak bu gibi hallerde, (hekimin) diğer bir meslektaşın tedavi veya müdahalesine imkan verecek zamanı evvelden hesaplayarak hastayı vaktinde haberdar etmesi şarttır. Hastanın bırakılması halinde hayatının tehlikeye düşmesi veya sıhhatinin zarara uğraması muhtemel ise, diğer bir meslektaş temin edilmedikçe, hastayı terk edemez.” Yine belirtmek gerekir ki, hastanın tedavisini yarıda bırakma hakkı, yukarıda açıkladığımız sebeplerle kamu hastanelerinde çalışan hekimler bakımından söz konusu değildir. Ancak, hasta ya da yakınlarının hekime hakaret etmesi, fiziksel şiddet uygulaması veya hekime güvenmediklerini netlikle dile getirmeleri ve benzeri hallerde, kamu hastanelerinde görevlerini ifa eden hekimlere , üstlerine bildirmek ve onay almak koşulu ile,  hastanın tedavisini üstlenmeme ya da yarıda bırakma  hakları tanınmalıdır.

Hekimin Mesleğini Özgürce Uygulama Hakkı

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 6.maddesinde de belirlendiği üzere “Hekim sanat ve mesleğini icra ederken, hiçbir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatine göre hareket eder.”  Hekim mesleğini ifa ederken hasta, hasta yakınları ya da sair üçüncü kişi veya kurumların baskı, etki ve emri altında değil özgür ve bağımsız olarak çalışmalıdır. Söz konusu bağımsızlık elbette hastanın teşhisi de kapsayan tedavisi ile, yani hekimin mesleki faaliyeti ile sınırlıdır. Hekim, ister kamu hastanesi ister özel hastane olsun, görevine ve çalıştığı kuruma ilişkin mevzuata uygun davranmakla yükümlüdür. Diğer taraftan hekimi istihdam eden ya da kamu hizmeti gördüren sağlık kurumu da hekimin faaliyetlerine müdahalesini “hekimin mesleğini özgürce uygulama hakkı” nı ihlal etmeyecek şekilde sınırlamalıdır.

Hekimin Uygulayacağı Tedaviyi Seçme  Hakkı

Hekim – hasta ilişkisinin hukuk düzenindeki sözleşmesel yansıması da bizlere bu bağımsızlığı işaret etmektedir. Nitekim; vekalet sözleşmesinin tanımından “vekilin (hekimin) tedaviyi nispeten bağımsız olarak yürüteceği”  anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesinin söz konusu olduğu hekim- hasta ilişkilerinde ise her ne kadar bir “sonuç”un ortaya çıkarılmasından bahsedilse de, hekim kullanacağı teşhis ve tedavi yöntemlerini belirlemekte hastasını hukuka uygun şekilde aydınlatmak ve onamını almak koşulu ile serbesttir. Diğer taraftan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında da hekimin uygulayacağı tedaviyi belirlemekte özgür olduğu ifade edilmiştir.

Hekimin Danışma Hakkı

Hekim, mesleki faaliyeti kapsamında hastalarına ilişkin olarak kendisi ile aynı ya da farklı branşta uzman bulunan diğer hekimlere danışabilir (konsültasyon). Hekimin danışma hakkını kullanması hem danışan, hem de danışılan hekimin tıbbi bilgi ve becerilerini geliştireceği gibi, hastanın da sağlık hizmetlerinden daha etkin şekilde faydalanmasını sağlayacaktır.

Hastayı İyileştirme Garantisi Vermeme Hakkı

Hasta ve hekim arasındaki hukuki ilişkinin vekalet sözleşmesi olarak kabul edildiği durumlarda vekalet sözleşmesinin niteliği gereği hekim, hastasını iyileştirmek için tüm tıbbi bilgi ve becerisini kullanarak sadakat ve özen borcu çerçevesinde çalışmakla yükümlü olup başarılı sonuç elde edilememesinden sorumlu değildir. Aynı husus Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 13.maddesi ile de hüküm altına alınmıştır.

Hekimin Ücret İsteme Hakkı

Hekim hastasına verdiği sağlık hizmeti karşılığı olarak ücret isteyebilir. Gerek kendi muayenehanesinde gerekse de kamu ve özel hastanelerde çalışan hekimlerin tümü ücret isteme hakkına sahiptir.

Hekimin Temiz ve Çağdaş Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Çalışma Hakkı

Hangi meslek kolundan olursa olsun, her birey temiz ve sağlıklı koşullar altında çalışmayı, çalıştığı ortamın minimum hijyen kurallarına uygun olmasını arzular. Sağlık faaliyetleri söz konusu olduğunda ise en modern koşullarda temizlik ve hijyen vazgeçilmezdir.   Hekimin temiz ve çağdaş sağlık kurum ve kuruluşunda çalışma hakkı kendi sağlığı kadar hastalarının da sağlığını korumaya yöneliktir.

Hekimin Saygılı Davranılma ve Güvenilme Hakkı

Hekimin, kendisine saygılı davranılmasını ve güvenilmeyi hastalarından olduğu gibi meslektaşlarından da beklemesi, mesleğini en iyi şekilde ifa edebilmesi için vazgeçilmez bir haktır. Nitekim, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 37 ve devamı maddelerine göre “Hekimler birbirlerine mesleki konularda yardım etmeli, birbirlerini küçük düşürücü tavır ve hareketlerden kaçınmalı; üçüncü kişilerin onur kırıcı davranışlarına karşı meslektaşlarını korumalıdırlar.” Diğer taraftan, hekimin tedavi etmek için uğraş verdiği bir hasta tarafından onur kırıcı hakaretlere ya da fiziksel şiddete maruz kalması, olayın Ceza Hukuku sorumluluğu bir kenara,  hekim hakları  bakımından kabul edilmez niteliktedir.

Hekimin Hastasına Gerekli Zamanı Ayırma Hakkı

Hekimler, hastalarının şikayetlerini dikkatlice tetkik edip değerlendirerek doğru tanıyı koymakla yükümlüdürler. Bu hayati yükümlülüğün yerine getirebilmesi için hekimin yukarıda bahsettiğimiz uygun koşul ve teknik imkanlara sahip olmasının yanında hem hastanın muayenesi hem de muayene sonuçlarının değerlendirilebilmesi için yeterli zamanı da olmalıdır.  Özellikle kamu hastanelerinde yaşanan yoğun hasta trafiği, hekimlerin hastalarına karşı yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için zaman bakımından ciddi bir engel oluşturmaktadır.  Her meslekte olduğu gibi hekimlik mesleği bakımından da günlük çalışmanın belli bir yoğunluğun üzerinde olmaması gereği hekimlerin kişisel sağlıklarının korunması için zaruridir.

Değerli hekimler, unutulmamalıdır ki yaşamın hemen her alanında olduğu gibi hekim-hasta ilişkisinin hukuki boyutunda da hakların karşısında, hatta çoğu zaman yanı başında, yükümlülükler yer almaktadır. Bir hakkın kullanımı yükümlülüklere uyma sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hekimin, haklarını bildiği ve savunduğu ölçüde yükümlülüklerinin de farkında olması ve bunlara uygun davranması meslek hayatı boyunca  kendisini  hukuken koruyacaktır. Diğer taraftan, varlığı vazgeçilmez nitelikteki hekimlik mesleğine ilişkin yukarıda bazılarından bahsetmeye çalıştığımız hakların uygulamada yerini bulması sadece hekimler bakımından mesleki memnuniyet sağlamakla kalmayacak, hasta memnuniyetini ve sağlık hizmetlerinin sunumunda gözle görülür iyileşmeyi de beraberinde getirecektir.

Saygılarımla

Av. Gözde Egemen

Kaynak: Medimagazin

İLGİLİ YAZILAR

10,259BeğenenlerBeğen
11,061TakipçilerTakip Et
7,381TakipçilerTakip Et

TUS’da Başarının Yol Haritası

Hayatta attığın her adım sana özel olmalı Sen gülmelisin hayatına Sen tutmalısın yüreğinde geleceğini Hüzün de neymiş , ne işe yarar ki? Ben yapamam diyerek, ne kadar adım...