Prostat Kanseri

Prostat, erkek üreme sisteminin bir parçası olup semen salınımından sorumlu bir bezdir. İdrar torbasının (mesane) hemen altında yer alır. Prostat bezinde yer alan hücrelerin kontrolsüz büyümesi sonucunda prostat kanseri ortaya çıkmaktadır. Prostat kanseri ülkemizde akciğer kanserinden sonra erkeklerde en sık görülen kanserdir. Dünya’da ise erkeklerde birinci sırada yer almaktadır.

Nedenleri ve risk faktörleri

  • En önemli risk faktörü yaştır. 50 yaşından sonra görülme sıklığı artar.
  • Aile öyküsü varlığı (Ailede <50 yaş baba/kardeş prostat kanseri öyküsü varsa 7 kat, >70 yaş üstü benzer öykü varsa risk 4 kat artmaktadır.)
  • BRCA 2 geninde mutasyon varlığı
  • Hayvansal yağların ve kırmızı etin fazla tüketilmesi

Her kanserin farklı risk faktörleri vardır. Bu risk faktörlerinin birinde olması demek o kişinin kesin bahsedilen kansere yakalanacağı anlamına gelmemektedir. Risk faktörleri olmadan da kanser hastalığına yakalanan hastaların da bulunduğu unutulmamalıdır. Risk faktörleri olan kişilerin kanser açısından farkındalığı artmalı ve doktor kontrollerini daha iyi bir şekilde yaptırmalıdır.

Belirtileri

  • İdrarı az veya yavaş yapma, kesik kesik yapma gibi idrar yaparken şikayetin olması
  • Özellikle akşamları sık idrara çıkma isteği
  • İdrar yaparken yanma
  • İdrardan kan gelmesi (hematüri), semende kanama olması
  • Kemiklerde ağrı hissi (prostat kanserinin kemiklere yayılımı ile ilgili)

 Tanısı

Artan yaş ve genetik yatkınlık prostat kanserinde ortaya konulan önemli riskler olduğundan erken tanı için özellikle 50 yaş üstü erkeklerin tarama testlerini yaptırması gerekmektedir. Aile öyküsü olanlarda daha erken yaşta yapılabilir.

Prostat kanserinin erken saptanması için yapılması gerekenlerden biri parmakla rektal muayene, bir diğeri de kanda prostat spesifik antijen (PSA) düzeyinin ölçümüdür.

PSA düzeyi prostat kanserinde yükselebileceği gibi kanser dışı birçok durumda da düzeyi artabilir. Benign prostat hiperplazisi (prostat büyümesi), prostat iltihabı, cinsel ilişki, biyopsi, rektal prostat muayenesi, idrar yolu enfeksiyonu, idrar yoluna sonda takmak gibi durumlarda PSA artışları görülebilmektedir. Bu sebeple her PSA yüksekliği hemen kanserle ilişkilendirilemez, PSA’nın normal olması da kanseri dışlamaz.

Prostat kanserinin tanısı prostatın birçok yerinden alınacak biyopsi ile konulmaktadır. Biyopsi ile alınan parçada bir takım boyaların yapılıp mikroskop altında bakılmasıyla tanı konulur.

Tedavisi

Kanser tanısı konulan hastada öncelikle hastalığın evrelemesi yapılmalıdır, yani hastalığın vücuttaki yaygınlık derecesi belirlenmelidir. Çekilen filmlerle hastalığın yaygınlığı ortaya konulmakta ve sonrasında tedavi planlanmaktadır. Tedavi planı yapılırken hastanın kan tahlilleri, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve muayenesinde saptanan bulguları göz önünde bulundurulur. Unutulmaması gereken nokta, kanser tedavisi kişiye özgüdür, herkesin tedavisi aynı değildir.

Prostat kanseri eğer prostat bezinde sınırlıysa yani çevre dokulara, lenf bezlerine veya uzak organlara yayılmamışsa erken evre prostat kanserinden bahsedilmektedir. Eğer çevre dokulara veya lenf bezlerine yayılmışsa ileri evre prostat kanseri denilmektedir.

Tedavinin hastaya göre değişebileceğini vurgulayarak gerekmektedir.  Genel olarak erken evre hastalıkta ameliyat uygulanır. Ameliyatla prostat bezi çıkartılır, bu işleme total veya radikal prostatektomi denilmektedir. Erken evrede ayrıca ameliyat yerine radyoterapi (ışın tedavisi) de verilebilir. Işın tedavisinde yüksek enerjili X ışınları kullanılır.

İleri evrede ise tedavi yaklaşımı genellikle radyoterapi ile birlikte hormonal tedavidir. 6 ay ile 2 yıl arasında hastadaki tekrarlama riskine göre hormonal tedavi uygulanmaktadır. Hormonal tedavide ağızdan günlük kullanılan haplar ve 3 ayda bir uygulanan iğneler bulunmaktadır. Prostat kanseri, erkeklik hormonu olan testosterona duyarlı (yani testosteron prostat kanseri hücrelerini çoğalma yönünde uyarmakta) olduğundan dolayı hormon sentezini veya hormonun etkisini azaltacak ilaçlar kullanılır.

Testosteron, prostat kanserinin yayılmasınına neden olabileceği için uygulanan bir yaklaşım da testislerin çıkarılmasıdır (orşiektomi). Testosteron, testislerden üretilmektedir ve testislerin çıkartılması prostat kanserinin küçülmesine ya da büyümesini durdurulmasına, hastalığın tekrarlamasını önlemede fayda sağlamaktadır. Eskiden çok sık uygulanan bu yöntem yerini testosteron üretimini engelleyen ilaçlara bırakmıştır.

Kemiklere veya organlarda yayılım varsa o zaman evre 4, yani metastatik prostat kanseri adı verilmektedir. Bu durumda da hastaya hormonal tedavi verilmektedir. Buradaki hormonal tedavinin süresi daha uzundur. Bu dönemde hastalık sadece hormonal tedavi ile (ağızdan verilen ve/veya 3 ayda bir vurulan iğnelerle) kontrol altında tutulabilir. Eğer hormonal tedavi altında ilerleme görülürse o zaman kemoterapi, daha farklı hormonal tedaviler (abirateron asetat, enzalutamid) verilebilir.

Prostat kanseri en sık kemiklere yayılım gösterir. Kemiklere yayılım olursa kemiklerdeki hastalığı kontrol altına almak, kırık ve ağrıyı önlemek için denosumab, bisfosfanat adı verilen ilaçlar ayda bir uygulanmaktadır.

Sağlıklı günler dilerim

Doç.Dr.Erdinç Nayır

Önceki İçerikPankreas Kanseri
Sonraki İçerikRahim (Endometrium) Kanseri

İLGİLİ YAZILAR

10,259BeğenenlerBeğen
11,061TakipçilerTakip Et
7,385TakipçilerTakip Et

TUS’da Başarının Yol Haritası

Hayatta attığın her adım sana özel olmalı Sen gülmelisin hayatına Sen tutmalısın yüreğinde geleceğini Hüzün de neymiş , ne işe yarar ki? Ben yapamam diyerek, ne kadar adım...